Zürih’in Azizleri Felix ve Regula, kentin kuruluş anlatılarının ve kolektif hafızasının merkezinde yer alan iki koruyucu figürdür.
Zürih’in koruyucu azizleri kabul edilen Felix ve Regula, Diocletianus döneminde tamamı Hıristiyan askerlerden oluştuğu rivayet edilen Teb Lejyonu’nun üyeleri olarak anılır. Efsaneye göre bu lejyon Mısır’da değil, İtalya’nın kuzeyindeki Wallis bölgesinde katledilmiştir.
Felix ve Regula, birkaç yoldaşıyla birlikte katliamdan kurtulup Alpleri aşarak Zürih’e ulaşırlar. Burada çadır kurup dua ettikleri sırada, imparatorun görevlendirdiği Decius tarafından yakalanırlar ve Merkür ile Jüpiter’e ibadet etmeye zorlanırlar.

Uygulanan tüm işkencelere rağmen inançlarından dönmeyen kardeşler, Decius’un emriyle, bugün Wasserkirche’nin bulunduğu Limmat üzerindeki adacıkta idam edilir. Ancak tam bu anda, efsaneye göre bir mucize gerçekleşir: Azizler ayağa kalkar, başlarını ellerine alır ve meleklerin eşliğinde suyun üzerinde yürüyerek 40 adım ilerleyip bir tepeye çıkarlar. Bu tepeye daha sonra Grossmünster Kilisesi inşa edilir.
En Eski Kaynaklar ve Teb Lejyonunun Diğer Azizleri
Efsaneye ait bilinen en eski yazılı belge, 8. yüzyılın ikinci yarısına, Karolenj dönemine aittir. El yazması metin, St. Gallen’deki efsanevi güzellikteki manastır kütüphanesinde korunmaktadır. Metin, katledilen Teb Lejyonu üzerine yazılan şehit öykülerinden beslenir.


302/303 yıllarında gerçekleştiği iddia edilen bu Hristiyan katliamında çok sayıda aziz yer alır. Örneğin Solothurn’un azizleri St. Victor ve St. Ursus da bu lejyondandır. Bu lejyonun azizlerinden oluşan uzun bir liste vardır ve bunların bir bölümü Ren Nehri kıyısındaki şehirlerin azizleri olarak kabul edilir.
Lejyonun komutanı Mauritius da Aziz ilan edilmiştir ve ordunun, piyadelerin, bıçak ve silah ustalarının koruyucu azizi sayılmıştır. Savaşlardan ve muharebelerden önce ona dua edilmekteydi.
Brennwald ve Exuperantius’un Eklemlenmesi
Efsanenin en bilinen hali, 16. yüzyılda Zürhli kronikçi Heinrich Brennwald tarafından yazılmıştır. Brennwald’in metnini, Christoph Silberysen (1576) daha sonra kendi kroniğinde kullanmış ve renkli resimlerle anlatmıştır. Fraumünster’in kuruluş efsanesi de yine bu iki kronikçi tarafından kaleme alınmıştır.

Bu versiyonda Felix ve Regula’ya artık arkadaşları eşlik etmez. Onların yerine Exuperantius adında yaşlı bir hizmetkâr yer alır. Bu yaşlı hizmetkâr aziz figürü, 13. yüzyıldan itibaren efsanede görülmeye başlar. Bunu o döneme ait mühür ve sikkelerden anlıyoruz.
Zürih’in Kutsal Kilise Aksı: Fraumünster – Wasserkirche – Grossmünster
Zürih’in kuruluş anlatısının mekânsal omurgasını üç büyük kilise oluşturur: Fraumünster, Wasserkirche ve Grossmünster. Felix ve Regula’nın Wasserkirche’nin olduğu yerde idam edildiğine inanılır. Kilisenin Kryta’sında Felix ve Regula’nın başlarının kesildiği infaz taşı sergilenmektedir, Fraumünster’in Krypta’sında ise Felix ve Regula öyküsü birkaç dilde sesli rehberlerle dinlenebilir.


Grossmünster, Felix ve Regula’nın gömüldüğüne inanılan yere kurulmuştur. Bu kilisede bulunan ve Reformasyon sonrasında ikonoklazm hareketinden kurtarılan, Yaşlı Hans Leu’ya ait altar panosu, efsanenin en güzel görsel yorumu sayılabilir. Bu pano, sadece azizlerin canlı ve duygusal anlatımıyla değil, arkasındaki Zürih panoramasıyla da çok dikkat çekicidir.
11 Eylül Yürüyüşü ve Kolektif Hafıza
Felix ve Regula’nın anma günü, yüzyıllar boyunca 11 Eylül’de, halkın katılımıyla düzenlenen kutsal bir yürüyüşle kutlanırdı. Bu yürüyüş şu güzergâhı izlerdi: Lindenhof (yargı yeri olarak kabul edilirdi), Fraumünster, Wasserkirche ve Grossmünster.


Bu ayin, 1524 Reform hareketi ile kaldırıldı ama anma günü geleneği farklı biçimlerde sürdürüldü. 17. yüzyıldan itibaren Sihlhölzli’de düzenlenen Knabenschiessen adlı etkinlik, erkek çocuklarının askerî eğitim benzeri bir nişan deneyimi olarak devam etti. 1899’da bu kutlama, Eylül’ün ikinci haftasına kaydırıldı.
Azizlerin ebedi yaşamları
Bir kuruluş efsanesinin temel figürleri olmalarına karşın, Felix ve Regula aynı zamanda yaşamaya devam eden kutsal varlıklar olarak da anılır. Orta Çağ’da pek çok kişi, Wasserkirche civarında, nehir üzerinde başsız varlıklar gördüğünü iddia etmiştir. Bu azizlerin, savaşlarda şehri koruduğuna, yangın ve selleri engellediğine, hastaları iyileştirdiğine inanılır; zira onlar şehrin koruyucu azizleridir.
Tarih mi efsane mi?
Teb Lejyonu’nun varlığı, tarihçiler arasında tartışmalara yol açmıştır. Bazı Hristiyan tarihçiler, anlatının bazı tarihsel gerçeklerden esinlendiğini ileri sürerken; kimileri ise bunun sonradan yaratılmış bir kuruluş miti olduğunu savunur. Teb Lejyonu’nun varlığı kesin olarak kanıtlanamamıştır. Efsanenin eski versiyonlarında bir adadan söz edilmez; yaşlı hizmetkâr Exuperantius ancak 13. yüzyıldan sonra anlatılarda belirmeye başlar. Teb Lejyonunun 6660 kişiden oluşması da olanaksızdır. Roma lejyonları en fazla 1000-1500 askerden oluşur.

Kesilmiş başlarını ellerine alarak dolaşan azizler hakkındaki öykülere Cephalophore denir ve bu tür anlatılar, Orta Çağ boyunca Avrupa’da oldukça yaygındır. Regula’nin bir kadın olarak Roma Lejyonunda olması da ilginçtir. Metinlerde Regula’nın asker olup olmadığı belli değildir. Fraumünster kadınlar manastırının yönettiği bir şehirde bir kadın koruyucu azizin olması elbette dikkat çekicidir.
Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
