Reform Dönemine Kadar Grossmünster
1100’lü yıllarda kırk kadar erkek din adamından oluşan bir koro düşünün. Soylu sınıfından gelen, eğitimli, manastır yemini etmeyen, müzikle, ilahi düzenleme ve el yazmaları üretme ve eğitim ile uğraşan bu erkek topluluğuna Chorrenherren (koro beyleri) ya da Kanonikler deniyordu. Bu topluluk, Zürih’in en büyük kilisesi olan Grossmünster’i kurdu. Peki müzik Ortaçağ’da bu kadar önemli bir şey miydi? Grossmünster bir koro beyleri vakfı (Chorherrenstift) etrafında örgütlenmiş tek kilise örneği değildir. St. Gallen manastırı, Luzern yakınlarındaki Stift Beromünster ve Almanya’da başka örnekler de vardır.

Grossmünster, Zürih’in en önemli kiliselerinden biri olarak kabul edilir. Tarihini Fraumünster’den öncesine, hatta imparator Charlemagne (Karl der Grosse) dönemine kadar götürme çabaları vardır. Kuruluş efsanesine göre, kilise Zürih azizleri Felix ve Regula’nın gömüldüğü yere inşa edilmiştir. Rivayete göre, başları Wasserkirche yakınlarında kesilen bu şehitler, kafalarını ellerinde taşıyarak bugünkü Grossmünster’in bulunduğu yere kadar yürümüş ve burada gömülmüşlerdir. Yüzyıllar sonra bölgeye gelen Charlemagne’ın atı mezarların bulunduğu noktada diz çökünce, imparator burada bir kilise yapılmasını emretmiştir. Bu nedenle Grossmünster, Charlemagne’ı kendine kurucu figür olarak seçmiştir. Nitekim kılıçlı bir heykeli sonradan kilisenin güney kulesine yerleştirilmiştir.

Tarihi belgeler ise kilisenin ancak 1220’de tamamlandığını gösterir. Ancak bu tarihten önce burada bir kanonik vakıf (Chorherrenstift) bulunmaktaydı. Grossmünster, bu vakıf tarafından yönetiliyordu.
Fraumünster ise Benedikt tarikatına bağlı bir kadınlar manastırıydı. Rahibeler manastır yemini ediyorlardı; fakat manastır kraliyet eliyle kurulduğu için siyasi ve ekonomik yetkilerle donatılmıştı. Para basma, gümrükleri belirleme ve şehir ticaretini yönlendirme gibi görevler Fraumünster’in elindeydi.
Buna karşılık Grossmünster’deki kanonik vakıf üyeleri, manastır yemini etmeyen, mülk sahibi olabilen laik ruhani bir topluluktu. Aachen geleneğine bağlı yaşıyor, şehirdeki evlerinde kalıyor, yurtdışındaki üniversitelerde ilahiyat ya da felsefe doktoraları yapıyorlardı. Bu kişiler genellikle soylu ailelerden ya da şehir meclisinde sözü geçen sınıflardan geliyordu.
Bu iki yapı arasında çelişkili ama birbirini tamamlayan bir ilişki vardı. Fraumünster ekonomik ve idari otoriteyi temsil ederken, Grossmünster ruhani ve entelektüel otoriteyi üstlenmişti. Kanonikler ilahiler besteler, ilahi kitapları yayımlar, eğitimle ilgilenirlerdi. Her ne kadar şehir yönetiminde Fraumünster kadar belirleyici olmasalar da, bu vakfın entelektüel geleneği sonraki yüzyıllarda Zürih Üniversitesi’nin temelini oluşturacaktı.


St. Gallen Manastır Kütüphanesi, El Yazması No. 542, s. 724 (bkz. 4. vitrin).
Orta Çağ’da müziğin bir kilise için bu kadar önemli olması bize garip gelebilir. Ancak o dönemde müzik, ilahi vahyin bir yansıması olarak görülüyordu. Bir kilisenin müzikal kalitesi, onun ruhani derinliğinin bir göstergesiydi. Nota bilmek Latince bilmekle, müzik eğitimi yazı eğitimiyle iç içeydi. Bu yüzden müzik yalnızca ayinlerin değil, entelektüel kimliğin de temel bir parçasıydı. Reform sürecine kadar Zürih’in ruhani seçkinleri, müzik ve teoloji eğitimi almış kişilerdi.
Reform Döneminde Grossmünster ve Prophezei
Zürih şehir yönetiminin papalık ve imparatorluktan ayrılan eğilimleri reform hareketinden çok daha önce görünür olmuştu. Paralı askerliğe karşı aldığı tutumuyla tanınan Zwingli’yi 1519’da Zürih’e çağırıp Grossmünster’in başına yerleştirmelerinin arkasında bu politik duruş vardı. Zwingli çok iyi bir eğitim almıştı, Rotterdam’lı hümanist Erasmus’tan etkilenmişti. Zürih şehir yönetiminin çıkarları ile Zwingli’nin öğretisinin uyumu sayesinde Zürih kısa sürede reform hareketinin önemli bir merkezi haline geldi.

Günümüzde üniversite kilisesi olarak kullanılan Heidelberg Peterskirche’de, Reformcu Ulrich Zwingli’yi (1484–1531) tasvir eden vitray pencere.
Zwingli, Grossmünster’i adım adım bir İncil yorumlama merkezine dönüştürdü. Kendisi eski Yunanca uzmanıydı, Latince ve İbranice bilen din adamlarını da etrafına toplamaya başladı. 1523’te koro beylerinin gelirleri Zürih meclisinin kararıyla İncil okuma ve yorumlamalarına aktarılmaya başlandı. Bu adamlar bir araya geliyor, İncili satır satır İbranice’den ve Yunanca’dan Latinceye çeviriyorlar, anlamına dair yorumlar yapıyorlar ve sonra İsviçre Almancasına çeviriyorlardı. Tatil günleri dışında her gün bir saat süren okumalar ise halka açık yapılıyordu, böylece daha çok insana İncil’in mesajlarını vermiş oluyorlardı.
1525’te bu çalışmalar Prophezei adında bir kurum haline geldi. Koro beylerinin başlattığı eğitim çalışmaları artık farklı dillerin, Latincenin ve teolojinin temelini oluşturduğu bir kuruma dönüşmüştü. Prophezei Türkçeye “peygamberlik” olarak çevrilebilir ve İslam perspektifinden bakmaya alışık olan bizler için tuhaf bir sözcük gibi gelebilir. Zwingli’ye göre peygamberlik Tanrı’yla konuşmak değildir, bu dili kimse anlamaz. Peygamber, İncil’in 1. Korintliler’deki anlatımıyla inanlılar topluluğuyla konuşanlara verilen isimdir. Dolayısıyla kimsenin anlamadığı Latince yerine, oradaki mesajı anlayarak herkesin anladığı dile çevirmek peygamberlik etmektir.

19. yüzyılın başlarında bu şekilde tasavvur ediliyordu.
1816 tarihli Neujahrsblatt’ın başlık gravürü. (Graphische Sammlung / ETH Zürich)
Prophezei, Zürih’e yepyeni bir perspektif vermeye başladı; topluluklar coşkuyla reform sürecine destek veriyorlardı. Reforma düşmanca karşı çıkan papalık yanlısı Konstanz piskoposuyla yapılan iki tartışmayı (Disputation) Zwingli’nin zaferle kazanması sayesinde şehir meclisi ile aralarındaki ittifak sağlamlaştı. Buna Fraumünster’in reform hareketine verdiği dolaylı desteği de eklemek gerekir; zira eski inancı savunabilecek seviyede bir otoritesi olan Fraumünster başrahibesi Katharina von Zimmer, 1524’te manastırın bütün varlığını Zürih meclisine devrederek Zürih’te bir çatışma çıkmasını ve kentin tümüyle reform arkasında birleşmesini sağladı.
Zwingli ve Grossmünster’deki yeni okulun çalışmaları sonunda 1529’da Zürih İncili yayımlandı. İsviçre Almancası ile basılan bu eser, Reform döneminde tam metin bir İncil çevirisinin en erken örneklerinden biriydi. 1531’de ikinci baskısı yapıldı ve kısa sürede geniş bir etki yarattı. Luther’in Almanca İncil çevirisi ise 1522’de Yeni Ahit ile başlamış, ancak Eski Ahit’in tamamlanması ve tüm İncil’in yayımlanması 1534’te mümkün olmuştur.

Froschauer tarafından basılan bu baskı, uzun süre Zürih İncili’nin metinsel ve tasarımsal açıdan en önemli edisyonu olmuştur. (Wikimedia Commons)
Prophezei adı 1559’da Heinrich Bullinger tarafından Schola Tigurina (Zürih Okulu) adında bir yüksek okula çevrildi. Bu okul, 16. yüzyılın sonuna kadar Avrupa’da lider konumda bir yüksek okul olmayı başardı. Daha sonra belli eklemelerle Collegium Carolinum olarak değiştirildi. Carolinum adında Karolenj kralı Karl der Grosse’ye (Büyük Karl) atıf vardır. 1833 yılında Zürih Üniversitesi’nin kurulmasıyla Collegium Carolinum, ilahiyat fakültesine dönüştürüldü.
2025 yılında Prophezei’nin 500. yılı dolayısıyla Zürih Üniversitesi çok sayıda etkinlik düzenledi.
Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.