Fraumünster’in kuruluş efsanesi, Kutsal Roma-Germen İmparatoru Alman Ludwig’in kızları Hildegard ve Bertha’ya dayanır. Rivayete göre, kral Ludwig, Albis Dağı eteklerindeki görkemli Baldren Şatosu’nda kızlarıyla birlikte yaşarmış.
Bu kız kardeşler, tıpkı babaları gibi son derece dindar kişilermiş ve gece gündüz Tanrı’ya ibadet ederlermiş. Tanrı da bu samimi inançlarını görerek onlara bir lütufta bulunmuş: Boynuzlarında ışıklar yanan büyüleyici bir geyik göndermiş.

Bu mucizevi geyik, her gece şatodan kızları alır, Zürih Gölü kıyısındaki mütevazı şapele kadar eşlik edermiş. Kızlar şapelde burada şehit edilmiş olan aziz Felix ve Regula için dua ederlerken, geyik sabırla onları bekler, sonra yine aynı şekilde şatoya geri götürürmüş.
Ancak bir gün kral, kızlarının bu gizemli gece yolculuklarını öğrenmiş ve onları takip etmeye karar vermiş. Kutsal geyiğin ortaya çıkışına ve kızlarının şapeldeki huşu içindeki ibadetlerine tanık olunca, derinden etkilenmiş. Kızlarını yanına çağırarak talipleri olduğunu ve onları evlendirmek istediğini söylemiş ama kız kardeşler kendilerini sadece tanrıya adamaya karar verdiklerini söyleyince duygulanan kral, şapelin bulunduğu yere görkemli bir manastır inşa edilmesini emretmiş.
Fraumünster’in İnşasındaki İlginç Zorluklar ve İlahi Çözüm
Kız kardeşler Hildegard ve Bertha, babaları Kral Ludwig’den manastırı Zürih Gölü’nden doğan Limmat Nehri kıyısına (efsanede Aa Nehri olarak geçer) yaptırmasını isterler. Burası, sehrin koruyucu azizleri olacak olan Felix ve Regula için sürekli dua ettikleri kutsal bir mekândır.
Ancak işler planlandığı gibi gitmez. Kral, mimarlarına bu araziyi inceletir, uzmanlar “Bu bataklık arazide sağlam bir temel atılamaz” diyerek inşaatın imkânsız olduğunu bildirirler. Kız kardeşler bu engeli aşmak için gece gündüz dua ederler. Duaları kabul olur ve gökten mucizevi bir halat iner. Bu yeşil halat, tam da manastırın kurulacağı alanı çevreleyerek kutsal sınırları belirler. Hiçbir bağlantı noktası olmadan havada asılı duran bu halat, mühendisleri hayrete düşürür. Sonunda Fraumünster bu halat sayesinde inşa edilir.


Fraumünster Efsanesinin Yazılı Kaynakları
Bu efsanenin bilinen en eski yazılı kaynağı, 1510 yılında Zürihli rahip Heinrich Brennwald tarafından kaleme alınmıştır. Efsane, daha sonra 1576’da İsviçreli keşiş Christoph Silberysen‘in yazdığı “İsviçre Kroniği” adlı eserde de yer bulmuştur. Silberysen’in bu önemli kronik nüshasını ve resimli anlatımının bır kopyasını Fraumünster Kilisesi’nin kriptasında görebilirsiniz.
Ancak unutulmamalıdır ki, bu döneme ait pek çok öyküde olduğu gibi, bu anlatıda da efsane ile tarihsel gerçekler iç içe geçmiştir. Gerçekten de Kral Alman Ludwig‘in 21 Temmuz 853 tarihli, Fraumünster’in kuruluşunu resmen onaylayan bir fermanı (beratı) bulunmaktadır. Bu önemli belgeyi yine kilisenin kriptasında görmek mümkündür.

Efsane ile Tarihsel Gerçekler Arasındaki Farklar
Kral Ludwig’in Baldern’de bir şatosu yoktur. Kendisinin ve kızlarının burada yaşadığına dair hiçbir tarihsel kayıt yoktur. Baldern Şatosu 11. yüzyılda, yani Ludwig’den yaklaşık 200 yıl sonra, Dük Ernst II döneminde inşa edilmiştir. Büyük kız Hildegard, 844’ten beri (yani Fraumünster’in 853’teki inşasından önce) Würzburg yakınlarındaki Münsterschwarzach Manastırı‘nın başrahibesiydi. Bu manastır Zürih’ten 400 km. uzakta, Frankfurt yakınlarındadır. Kardeşi Bertha da aynı manastırda rahibeydi. Fraumünster’in tamamlanmasıyla Hildegard buraya başrahibe olarak atanmış, kardeşi Bertha ise Münsterschwarzach manastırının başrahibesi olmuştur.
Efsaneler tarihi gerçeklerden daha akılda kalıcıdır. Burda bir zamanlar bir sapel vardi, o genişletilip kilise yapıldı şeklinde anlatılsa etkileyici bir hikâye olmazdı. Hildegard ve Bertha’ya kutsal bir işaret gönderilmesi, kilisenin tanrısal bir destek ile inşa edilmesi Fraumünster’in kuruluşunu o kadar canlı hale getiriyor ki bugün bile bu hikâye ziyaretçilerin ilgisini çekmektedir.
Fraumünster Zürih’in kalbidir. Bölgenin yönetimi bu kiliseye verilmiştir ve kilisenin etrafında bir bir şehir oluşmuştur. Fraumünster’in kuruluş sonrasındaki öyküsünü Kadınlar manastırı kadınların elindeyken yazısında bulabilirsiniz.
Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
