Zürich’teki iktidar yapısını dönemlere ayırmaya çalışsak muhtemelen şöyle bir dönemleme yapabiliriz. 850’de Fraumünster’in kuruluşundan 1336’daki lonca devrimine kadar olan neredeyse 500 yıllık bir dönem kadınlar kilisesinin dönemi ise sonraki 500 yıl, yani Helvetia Cumhuriyeti’nin kurulduğu 1798’e kadar olan dönem de loncaların dönemidir. Aslında bu çok kabaca bir değerlendirme; sadece dönemleri kavramak için işe yarar, gerçekte birçok detay bu kaba değerlendirmeyi yetersiz kılacaktır. Örneğin Fraumünster’in gücü lonca devriminden hemen sonra bitmiş değildir, Reform dönemine kadar devam eder. Bu konuyu Kadınlar Manastırı Kadınların Elindeyken yazısında okuyabilirsiniz. Yine aynı şekilde bu devrimi loncaların her şeyi ele geçirdiği şeklinde anlamak da doğru olmaz; hatta iktidarın kimin elinde olduğundan çok iktidarın nasıl örgütlendiği sorusu daha aydınlatıcı olacaktır. Başka hiçbir Avrupa kentinde loncalar şehir yaşamını bu kadar derinden etkilememiştir. Lonca devrimi, iktidarın el değiştirmesinden çok, iktidarın örgütlenme biçiminin değişmesiydi.
Zürih’te şehir meclisi 1220’lerde ortaya çıkmıştı. Yine aynı yıllarda şehir kâtipliğinin de sürekli bir kurum hâline geldiğini görüyoruz. 1250’den itibaren ise şehir meclisinin bir yönetici organ hâline geldiğini ve ilk hukuki metinler olan Richtebrief’lerin kayda geçirildiğini görüyoruz. Şehir kâtipleri hukuk bilen, Latince ve Almanca yazabilen, Grossmünster çevresiyle bağlantılı kişilerdi. Şehir meclisi ise ağırlıklı olarak Fraumünster başrahibesinin atadığı kişilerden oluşuyordu. Bunlar çoğunlukla birkaç soylu aile, uzun mesafe ticaret yapan zengin tüccar aileleri (bunlara patriciler deniyordu) ve küçük bir yazıcı-hukukçu elitin elindeydi. Şehir meclisinde tüccarların etkisi giderek arttı ve bir tür kent oligarşisi oluştu.
Loncaların şehri ele geçirmesinden sonrasında sürgün, mallara el koyma, siyasi baskılar olduysa da sonraki yıllarda kovulanların geri dönüp iktidarı ele geçirme çabasına karşı yapılanlarla kıyaslanırsa görece kansız bir ele geçirme idi. Şehir meclisinin üyelerine muhtemelen baskın önceden haber verilmişti ve şehirden uzaklaşmaları sağlanmıştı. Brun şehir yönetimini ele geçirdi ve yeni lonca anayasasını yürürlüğe koydu.
Brun anayasası
Bu anayasaya göre şehir meclisi 26 üyeden oluşuyordu. Bunların 13’ü yeni kurulacak olan 13 loncadan gelen temsilcilerden oluşuyordu. Diğer 13 kişi ise Konstaffel adı verilen soylu ve tüccarların oluşturduğu bir loncanın temsilcilerinden oluşuyordu. Böylece şehir meclisinde tüccar ailelerin soylularla birlikte oluşturduğu oligarşik yapı dağıtılmış oluyordu. Brun loncaları iktidara taşıdı ama iktidarı loncalara bırakmadı.

Birçok meslek bu loncalarda birleştirildi; sonraki yıllarda yeni meslekler de bu loncalara eklendi. Örneğin Safran loncası sadece küçük tüccarlardan oluşurken, sonradan bunlara matbaacılar, şekerlemeciler, eczacılar, kemer yapımcıları gibi birçok grup eklendi. Loncalar çalışma kurallarını ayrıntılarına kadar belirliyorlardı. Loncaya üye olmadan o mesleği şehirde icra etmek yasaktı. Bir kişinin o mesleği icra edebilmesi için dörder yıl süren çıraklık ve kalfalık sürecinden geçmesi gerekiyor, usta olabilmesi için de bir ustalık ürünü ortaya koyması gerekiyordu. Brun anayasası loncaların oluşumunu ve şehir yönetimine katılımını belirlemişti; loncalar da kendi yasalarını oluşturarak işleyişlerini detaylandırdılar.
Loncalar sadece birer ekonomik ve siyasal birlik değildi, aynı zamanda askerî bir oluşumdu. Her loncanın küçük bir ordusu vardı ve askerlerin eğitimleri de loncanın sorumluluğundaydı. Savaş döneminde her lonca bu ordusunu şehrin emrine verirdi. Konstaffel’in askerî gücü tabii ki daha belirgindi. Zira bu lonca zaten savaş lordlarının ağırlıkta olduğu bir loncaydı.
Kurulan 13 loncanın adları ve kapsadığı meslekler
| Lonca | Meslekler |
|---|---|
| Safran | Küçük tüccarlar |
| Meisen | Şarap satıcıları, komisyoncular, sanatçılar |
| Schmiden | Demirciler, silah ustaları |
| Weggen | Fırıncılar, değirmenciler |
| Gerwe | Deri tabakçıları, parşömenciler, ayakkabıcılar |
| Widder | Kasaplar, sığır tüccarları |
| Schumacher | Ayakkabıcılar |
| Zimmerleute | Marangozlar, duvar ustaları, fıçıcilar |
| Schneidern | Terziler |
| Schiffleuten | Kayıkçılar, balıkçılar, hamallar |
| Kämbel | Bahçıvanlar, yağ satıcıları, seyyar satıcılar |
| Wollweber | Yün dokumacılar |
| Leinenweber | Keten dokumacılar |
Burada Konstaffel’in 13 üye ile meclisin yarısını oluşturması ilgi çekicidir. Bu loncanın varlığı iktidarın el değiştirmesinin kısmi olduğunu gösterir. Bu lonca o zamana kadar şehir meclisini yönetmiş olanlardan oluşturuldu. Şehrin en zenginlerinden oluşuyordu; şövalyelerin ve soyluların içinde olduğu bu loncanın adı Zunft zum Rüden’in (Av köpeği loncası) de ilginç bir öyküsü var. Ortaçağ’da ava çıkmak soylulara ait bir şeydi; o yüzden de av köpeği sahibi olmak sadece onlara özgüydü.
1336 yılında Zürih henüz 6 ya da 7 bin nüfusa sahip bir kasaba idi. Lonca anayasası tüccarların risk ve kâr düşüncesine uzak, rekabeti dışlayan bir anlayışa sahipti. Meslekleri icra etmek loncanın tekeline alındı. Örneğin sadece Zürih’e yerleşik olup lonca üyesi olan birisi ayakkabıcılık yapabilirdi; taşradan gelen birisi yapamazdı. Aynı zamanda meslekten olmayan birisini çalıştıramazdı. Yine aynı şekilde kaliteyi standartlaştırmak da loncaların işiydi. Islak deri satan biri loncadan atılma tehlikesiyle karşılaşabilirdi.
Lonca sistemi oldukça muhafazakâr bir yapı inşa edilmesini sağladı. Bu sistem, Zürih’i yüzyıllar boyunca istikrarlı ama yeniliklere kapalı bir şehir hâline getirdi. Aynı şekilde, kadınları siyasal ve ekonomik karar süreçlerinin tamamen dışında bıraktı. Fraumünster iktidarı kadınlara büyük bir güç verirken, lonca sistemi onları tamamen süreçlerin dışına itti.
Cinayet gecesi
Şehir meclisinden uzaklaştırılan soylu ve tüccarlar Zürih yakınlarındaki Rapperswil’e sığındılar. Burası Habsburgların kontrolündeydi. Zürih’in eski yönetimindeki zengin tüccarlar uzak mesafelere yapılan ticaretin ihtiyaçlarından dolayı Habsburglarla iyi bir ilişki içindeydi. Sürgündeki bu kişiler Rapperswil’de bir «Äusseren» (dıştakiler) meclisi kurmuşlardı ve bir tür gerilla mücadelesi ile saldırılar düzenliyorlardı. Nihayet 13 Şubat 1350 gecesi Zürih’e bir saldırı düzenlediler. Zürih sokaklarında büyük bir çatışma yaşandı. Her iki taraftan 25’ten fazla kişi öldü. Muhtemelen her iki tarafın da karşı tarafta görünen iş birlikçileri vardı. Şehrin kapılarını dışarıdan gelenlere Zürih’teki iş birlikçileri açtılar. Brun da darbeden haberdardı; en yakın arkadaşlarından biri darbecilerin bir gün önce Einsiedeln’de yaptıkları toplantıya katılmıştı. Bu gece Zürih’in cinayet gecesi olarak tarihe geçti. Kasapların loncası olan Koç loncasının üyeleri darbe için gelenlere satırlar ve bıçaklarla oldukça acımasız bir şekilde saldırdılar. Bu yüzden loncaya yürüyüşlerde «Isengrind» adındaki bir balyozu ve düşmanı simgeleyen bir ayı postunu taşıma hakkı verildi. Lonca düzeninde şiddet bu şekilde meşrulaştırılıyordu.


Yine 35 kişi yakalanarak infaz edildi. Birçoğu o dönem yaygın ve acılı bir infaz türü olan tekerlekte infaz edildi; bir kısmının ise kafaları kesildi. Bu darbe girişimi, lonca düzeninin henüz kırılgan olduğunu gösteriyordu.
Şehre yapılan bu saldırının hemen ertesi gün Brun ve birlikleri Rapperswil’e ilerledi ve kasabanın kalesini ve surlarını yerle bir edip savunmasız hâle getirdi. Ancak Zürih’in çevresi tümüyle Habsburg hanedanına ait bölgelerdi ve bu da Zürih’i yeni ittifaklar bulmaya zorladı. 1291’de üç orman kantonu tarafından Habsburglara karşı kurulan İsviçre Konfederasyonu’na katılmak bir tür zorunluluk olmuştu ve darbe girişiminden sonraki yıl, 1351’de Konfederasyon’a üye oldu.
1336’da kurulan lonca anayasası, 1798’de Helvetik cumhuriyet ile modern bir anayasa yapılana kadar temel olarak kaldı. Her krizden sonra lonca düzeni yeniden yazıya döküldü; bu metinlere jüri (yemin) mektupları denildi. Lonca düzeni 500 yıl boyunca Zürih’in kaderini belirledi.
Bu yazıyı beğendiyseniz paylaşarak daha fazla kişiye ulaşmasını sağlayabilirsiniz.
